Hayatlarının çok çok ilk on iki, şanslıysalar
– biraz düşük bir ihtimal maalesef – on dört yılını kendilerine (kendimize pek
tabii) ait ve kendilerini ait hissettikleri, bir güzel günle, bir bayramla
kutlayan çocuklar, böyle bir günü hak etmek için ne yaptı?
Çocuk
olmaları ve bir zaman sonra yaşıtımız ve biraz daha sonra ise bizden önceki
neslin yaşına erişecek olmaları yeterliyken, çocukları; her şeyden önce
kendileriyle doğru dürüst konuşulmayan, ekonomik problemlerinden akli
dengesizliklerine, duygusal dalgalanmalarına, hayatta tadı çıkarılmak
istenmeyecek ne kadar an varsa dahil edilen, sorunlu, kapasitesiz, yetişkin
bireyler haline getirmek onlara çocukluklarını yaşatmış olmak değil.
Sen
bir günlüğüne götürüp eğlendireceksin çocuğunu, aslında hiçbir şey yapmadan
dahi, sadece ilgini gösterdiğin zaman eğlenip neşelenebilecek yetenekteki bir
insanı, - “yedirdiğin, içirdiğin, giydirdiğin, okulundan gezmesine masraf
ettiğin” için uygulamalı şiddet eğitimine “karşılaştırmalı komşu çocuğu”
dersi ile başlayıp, kötek ile küfre giriş dersine yeteneklerini arttırmak
suretiyle ara vermeden devam edeceksin, başka çocukları da kendi çocuğun kadar
değerli bulduğundan hatta kendininkini doğal olarak daha üstün tuttuğundan
tutup bulduğuna tecavüz edeceksin, öldüreceksin yeri geldiğinde, ki aklı başına
gelsin, dilendireceksin, orada burada, bir yetişkinin girmemesi gereken
yerlerde çalıştıracaksın, ki hayata sıkı sıkı sarılsın, bu sırada çocuk denen
canavarı hiç ciddiye almayacaksın ki hayatı boyunca ezilmesin, aslında güzel
bir fikrim var sadece kendini ciddiye almayı öğreterek diğer derslerden
kanaatle geçirebilirsin,
… - evet
başlangıçta sadece gereksiz bir neşelenme yeteneğine sahip olan bu insanı alıp donanımlı
ve çocukluğunu yaşadığı için mutlu bir birey haline getireceksin ve düşün,
o bir günü, hak etmek için ne yaptı bu çocuk; ağlamak, oynamak ve sebepsizce
gülmek dışında ama hala utanmadan törenlerdeki şiirleri sıkıcı buluyor, hala
şeker çikolata istiyor, işin güzel yanı bizler o kadar olgun insanlarız ki o
kavgacı, geçimsiz, bencil tiplere hiç benzemiyoruz…
Bakıyoruz onlara sevgiyle, “nerede yanlış
yaptıklarını bulmaları ve hayatın çikolatadan ibaret olmadığını” anlamaları
için, bekliyoruz…