20/09/2011

henüz değil...

ben oraya gittiğimde kimse vaktinin geldiğine inanmıyordu,
konuşmalar var hep,sessizlikten sıkılanların , hep kendine inananların,
tahammülsüzlerin, kendine faydasızların, eziklerin, 

bir seviş boyutuyla sıradanlaştı insan...insanlığı, gerçeğe döndü...

kendisinin dışında kalmışların, 
aslında bütün gürültüsüne rağmen tek kelime anlatamayanların konuşmaları uzuyor,
başımı alsınlar diye bağırıyorum,

sonuç;
daha önce olduysa herhangi  şey,
daha sonra da olmalıdır,
bazen hareketler sadece susturmak için yapılır,
zamanlardır beklediğin sessiz kalma rahatlığı için...
insan nasıl bu kadar korkaktır,
kendi sesini her şeyin üstünde tutabilecek kadar ,
üç günlük yürüyüş mesafesi kadar,
ve
senin
ve 
benim kadar,
gözündeki bakış kadar,
imaların kadar,
bunları sadece senin anladığını düşünen körlüğün kadar,
tamamlanamayan bu tümcelerin hepsi kadar,
efsanesiniz çocuklar...
...hafızamdan vuruldum...şuurum işgal edildi...
biraz yanılgı lazım,
şaşırmak lazım,
hırpalayan seslerin sahiplerini incitmek de olur...
gayet iyi...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder